Site Haritası - Giriş Sayfası 
Ana Sayfa Ziyaretçi Resimler Linkler Sivri Köşe Gerekliler Paylaşım Güncel

Sevgili Doğa...

Özür dilerken, çaresizlik ve utançtan yüzüm kızarıyor. Mensubu olduğum ırk adına senden özür dilesem ve sen de beni affetsen, değişecek hiçbir şey yok. Affedebilir misin yoksa affedemez misin o daha büyük bir muamma aslında.

Akıl ve bilim, doğaya saygıyı öğretir. İnançlarımız da bu şartları emreder. Tüm bu manevi kuarllar karşın biz ne yaptık..? Havayı, denizi ve toprakları, geri dönüşü olmayan bir şekilde hoyratça ve insafsızca kirlettik, katlettik. Ozonu delip, Serra Etkisi adını koyduğumuz bi faciaya neden olduk. Buzullar yine bizim sayemizde eridi ve kendi kullandığımız doğal su kaynaklarını kirlettik. Şimdiden başladı aslında ama yakın bir gelecekte yaşam için gereken su savaş nedeni olacak. Soluduğumuz havayı temizleyen ormanlarımızı kestik ve yaktık. Aslında ciğerlerimizi yaktık uzun vadede. Denizlerimizi kuruttuk, kirlettik ve içindeki canlıların nesillerini tükettik... Tüketmeye de devam ediyoruz. Nasıl inanılmaz bir çeşitlilik varsa, hala bizlere rağmen canlıları yok olmadı denizlerin.

Genlerle, hormonlarla oynadık... Bize hayat veren toprağın yapısını değiştirip ürün alamaz, aldığımız ürünü satamaz olduk. Yani kendi kendimizi zehirledik. Bildiğimiz meyve ve sebzelerin bilmediğimiz şekillerini yarattık. Ama yaratıcıya mahsus olan dengeden yoksun olduğumuzu asla kabullenemedik.

Tüm bu olumsuzlukları, sana karşı saldırı ve ihanetleri neden yaptık dersin? Aslında Bu nankörlüğe akıl erdirmek mümkün değil elbette ama çok kısa bir cevabı var... Hayret ettiğin bir aymazlıkla anlık kazanç, çok kazanç ve rant uğruna yaptık bunları. Evet... Herşey maddiyat içindi.

Etrafımızı saran en büyük mucizeyi... yaşam alanımızı... seni yok ediyoruz her geçen gün. Senin sayende varolduğumuzu bile bile hem de. Sense bizi kollarının arasında barındırmaya devam ediyorsun. Tıpkı bir annenin, saçını çeken bebeğine, canını yaktığı halde şefkat göstermesi gibi.

Geri dönüşüm için ya çok geç, ya da çok yakında çok geç olacak. Daha çok ısınacaksın. Tutuşma sıcaklığına ulaşan her şey kendiliğinden yanmaya başlayacak. Örnek mi... Tahıl, meyve, sebze, hatta ciğerlerimizi dolduran, bize hayat veren hava bile. Sular buharlaşacak...

Belki de dedikleri gibi... 2012 Marduk'a doğru...

Eminim ki intikamın korkunç olacak. Bu intikamdan vazgeç diyemem... Ama hepimiz adına hepimiz için... Binlerce kez özür dilerim...

Özür dilerim... 


--ARŞİV--
Gökhan UYANIK güncel web sitesi.
Bu sitenin tasarım ve uygulamaları Gökhan UYANIK tarafından yapılmıştır.
gokhan@gokhanuyanik.net